Uzmanlarımızın Gönlünden


Blog'umuzun amacına ulaşması için desteğini esirgemeyen ve bizimle paylaştığı bu ilk güzel yazısı için, Uzman Psikolog Sn.Fatma YAĞCI Hanıma sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

İlk kez, bir danışana ‘ size nasıl yardımcı olabilirim’ diye sormamın üstünden 30 yıl geçti ve bunca zaman içinde pek çok kişinin yaşamının içine girdim. Her birisinin kendi dünyasını keşfetmesini izledim ve onlara yol arkadaşı oldum.
Görüşme odasında geçen zamanlarda,  danışanlarımla öyle anlar yaşadık ki; yaşamın en kuytu köşelerine saklanmış anıları yakaladık, bazen gelmemiş geleceğin kaygılarını giderdik, bazense günün, anın içine daldık. Her bir seans kendi içinde büyülü, biricik ve tekrarsızdı.

Görüşmelerin her birisinin kendi öyküsü vardı ve her biri derya denizdi. Çoğu zaman odanın dışında merakla ve belki de kaygıyla bekleyen bir danışan yakını, bizim seansı bitirmemizi bekliyordu.

Odadan çıkan danışmanımın annesi veya babası çoğu zaman  seans sonrası beni görmek istiyor ve O ‘nun nasıl olduğunu anlamak istiyordu. En azından görüşmeden çıkınca benim yüzümü görmek istiyordu. Bu öylesine insani bir duyguydu ki, sevdiği, önemsediği kişinin nasıl olduğunu ve ne yapılabileceğini öğrenmek istiyordu. Bu bakışlarda ki kaygıyla bezenmiş sevgi ve ilgiye saygı duymamak mümkün değildi.

Eğer çok uzun zaman terapilere gidilmiş ve defalarca sorunun tekrarı yaşanmış ise , anne babaların veya yakınlarının bakışlarında yorgunluğun ve çaresizliğin yoğun izlerini izliyordum. Özellikle annelerin tüm kaygı ve çaresizlikle gölgelenmiş o yorgun ama sevgi ve yine de umut dolu bakışları beni hep çok etkilemiş ve hatta büyülemiştir. Sanırım sevgi hiç vazgeçmemek de demekti.

Çoğu zaman o insanların gözlerindeki umut ışığının hiç sönmemesi için çaba harcamışımdır. Çünkü yıllar bana bu işin bir ekip işi olduğunu ve sistemin tüm bileşenlerine ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Bu nedenle aile yakınlarının kaygılarını dindirebilmek için de severek emek harcamışımdır. Uzun ve çok emek gerektiren yolun yolcusuydu bu ana babalar. Öyle bir azim ve başarı öyküsü yazıyorlar ve yol içinde öyle güzel keşifler yapıyorlardı ki, çoğu zaman büyük bir saygıyla onları kucaklamışımdır.

Ve hep istediğim, her birine dediğim, Lütfen öykünüzü yazın, paylaşın. Bir başkasına umut kaynağı olsun diyordum.Çünkü ancak yaşayan ve yapan bilir ve en çok onun öyküsü yol gösterici olur diyordum.

Yaşanmış ve halen yaşanan öykü ve paylaşımların yer alacağı bu sayfaların içinde yer almak beni çok mutlu ediyor. İnsan olmanın en güzel yanlarından biri paylaşmayı başarmak.

Deneyimlerimizi paylaşmak dileğiyle.
Uzman Psikolog Fatma YAĞCI 
09 Mayıs 2016 / İstanbul 

                                             ----------------------------------------------


Dertliler, Dış Dünyadan Siz Ne Kadar Koptunuz?

Sürekli birine bakmak ve tüm dikkatimizi ona vermek, o kişinin iyileşmesi için ilk akla gelendir.

Bu üç ay altı ay gibi bir süre olursa sürdürülebilir ve tolere edilebilirdir. 
Ama süre yıllara uzanıyorsa bunu sürdürmek mümkün değildir.
Aslında sürdürebilirsiniz de, kendinizi bu kadar ihmal ederseniz ikinci bir hasta yaratırsınız.

İtirazlar hemen yükselir. Ben bırakamam. Kim bakacak? Başka çarem mi var?

Bu sesler bu itirazlar sadece bir şikayet değildir. Haklı olduğu belli olan cümlelerdir.

Belki de marifet burada başlıyor. Ben sevdiğime bakayım ama kendimi de kurban etmeyeyim. 
Zaten sevmek kurban olmak demek değildir. 

Biraz bu konuya kafa yormak gerekir.

Sevdiğine bakan kişinin aklı, sürekli daha ona nasıl yardımcı olabilirim diye çalışır. 
Özellikle bu anneler ile konuştuğumda kendilerini hiç hesaba almadıklarını gördüm.

Tek bir cümleleri vardı. 

O mutlu olsun bana yeter. O iyileşsin bana yeter.

Oysa sistem, biri iyileşti diye yıllarca ihmal edilmiş kişiyi iyileştirmez.

Yıllarca kaslarını kullanmamış kişi birden serbest bırakılınca, koşup oynamaya başlamaz.
Çünkü kas erimesi olmuştur.

Mutluluğunu, hayatını sürekli ve yıllarca erteleyen kişi de aynı şekilde işler yoluna girince birden gülüp oynamaya başlamaz.

Birçok danışanım, artık gülmeyi unuttum demiştir. 

Ve hatta pek çok şey düzeldikten sonra ağır depresyona girmiştir.

Lütfen annem ile ilgilenin onun için endişe ediyorum diyerek.

Bu gerçeği bir danışanım bana tekrar hatırlattı. 

Uzman Psikolog Fatma YAĞCI
Haziran 2017 / İstanbul





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder